13 Kasım 2018 Salı

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden



ÖMER SEYFETTİN’İN “KURBAĞA DUASI” HİKÂYESİNDE METİNLER ARASILIK
   
                                                                                Doç. Dr. Osman ÜNLÜ*

 ÖZET

            Gönen’in yetiştirdiği önemli kişiliklerden biri olan Ömer Seyfettin, modern hikâyeciliğin ilk ve en önemli temsilcilerindendir. Ömer Seyfettin’in bazı hikâyelerinde zaman zaman klasik kaynaklardan faydalandığı uzun zamandır bilinmektedir. Ömer Seyfettin, özellikle Yeni Mecmua’da “Eski Kahramanlar” serisi içinde yer alan tarihi ve epik hikâyelerinin konularını Naima ve Peçevi tarihlerinden çıkarmıştır. Bu tür hikâyelerin üzerinde çok durulan bir örneği olan Başını Vermeyen Şehit’te Ömer Seyfettin, büyük ölçüde Peçevi Tarihi’nden yararlanmıştır. Ömer Seyfettin, Peçevi Tarihi’nde bir arasöz olarak yer alan manzum bir destanın bütün unsurlarını almış, fakat onları çağdaş hikâye metotlarına göre işlemiş ve kendinden pek çok şey katmıştır. Ömer Seyfettin, hikâyenin başına Peçevi Tarihi’nden alıp yerleştirdiği epigrafla da hikâyesinin kaynağını bu eserden aldığını ifade etmek istemektedir. Bu türden bir kaynak kullanımı da “Tos” hikâyesinde bulunmaktadır. Nev’i-zade Atayi’nin Hamse’sindeki Nefhatü’l ezhar mesnevisinde yer alan bir hikâye ile “Tos” arasındaki şaşırtıcı benzerlik daha önceki araştırmalarda ortaya konulmuştur.
            Bu çalışmada Ömer Seyfettin’in başka bir hikâyesi olan “Kurbağa Duası”nda klasik hikâyenin izleri sürülecektir. Bu konuda başvuracağımız klasik kaynak, Gedizli Azmi (öl. 1016/1607) tarafından kaleme alınan Kitab-ı Hiyel olacaktır. Kaynaklarda yanlış olarak Menakıb-ı Hamsin ve Kitab-ı Kümük adlarıyla geçen bu eser bu şekliyle ilk defa burada ele alınacaktır. Hileler Kitabı, iki ana bölüm ve bu bölümler içinde alt bölümlere ayrılmış bir eserdir. İlk bölümde yazar, hükümdar ve âlimlerin başlarından geçen ve hile ilgili hikâyelere yer vermiştir. İkinci bölümde ise dört alt kısım bulunmaktadır. Burada, kurnaz insanlar, arifler, hayvanlar ve kadınların yer aldığı ve konusu hile olan hikâyelere yer verilmiştir. Bu eserdeki hikâyelerden birindeki bir hile, aynı şekilde Ömer Seyfettin’in “Kurbağa Duası” hikâyesinde de kullanılmıştır. Mekân, kişiler ve olay arasında farklılıklar olmasına karşın olay örgüsünün iskeleti her iki hikâyede de ortaktır.
            Bildiride bu hikâyeler hakkında bilgi verildikten sonra metinler mukayese edilecek, benzer ve farklı yönler ortaya konulacaktır. Ayrıca her iki hikâyede de dönemin sosyal ilişkilerini irdeleyen ve eleştiren yönlerinin bulunması da kayda değer hususlardandır.



Anahtar Kelimeler; Ömer Seyfettin, Kurbağa Duası, Gedizli Azmi, Kitab- Hiyel, metinler arasılık


*Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü

24 Ekim 2018 Çarşamba

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ


17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden

BANDIRMALI SANAYİCİLERİN BAKIŞ AÇISIYLA KUŞ CENNETİ MİLLİ PARKI
                                                                                                                     Ferhat ARSLAN*

ÖZET;

Kuş Cenneti Milli Parkı (KCMP) barındırdığı kuş türleri ve ekosistem işlevleri nedeniyle korunan alanlar kapsamında farklı bir öneme sahiptir. Milli parkta kirliliğin artması ve buna bağlı olarak da çeşitli sorunların yaşanması çeşitli çevrelerce sorumlu kişi/grup arayışını da beraberinde getirmiştir. Birçok kişi ise kirliliğin önemli oranda sahadaki sanayi tesislerinden kaynaklandığını savunmuş ve çevreye gereken önemi vermedikleri gerekçesiyle bölgedeki sanayicileri sürekli olarak suçlamıştır. Bu çalışma sanayicilerin kendilerine yöneltilen suçlamalar ve KCMP ile ilgili görüşlerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma kapsamında; bölgedeki sanayicilerin doğa koruma programlarını nasıl algıladıkları, kendilerine yöneltilen suçlamalara hangi cevapları verdikleri, mili parkı korumak için uygulanan programları sanayicilere ne gibi etkilerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırmada saha çalışması temel metodoloji olarak kullanılmış ve alanda bir yılı aşkın süre ile değişik zamanlarda incelemelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda sanayicilerle ve sanayileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarıyla açık uçlu sorular kullanılarak görüşmeler yapılmış ve elde edilen bulgular mevcut literatür ışığında değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde sanayicilerin çevre duyarlılıkları olmasına rağmen bir dizi etken dolayısıyla çevresel yatırımlarda isteksiz davrandıkları tespit edilmiştir. KCMP’nin kirlenmesine neden olan diğer faktörleri bir kenara bırakarak sanayicileri suçlu ilan etmek doğru bir yaklaşım değildir. Ancak sanayicilerin de bu bakış açısından hareketle kirletici unsur olarak kendi dışındaki sektörleri, kurumları, idari ve sosyal süreçleri sorumlu tutmaları ve dikkatleri onların üzerine çekmelerinin haklılık payı yoktur. Sanayicilerin kendilerini de sorunun bir parçası olarak görmesi daha sürdürülebilir bir gelişme için anahtar olabilir.


Anahtar Kelimeler; Bandırma, Kuş Cenneti, Milli Park, doğa koruma, sanayileşme.
*Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ



17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden

BANDIRMALI SANAYİCİLERİN BAKIŞ AÇISIYLA KUŞ CENNETİ MİLLİ PARKI
                                                                                                                     Ferhat ARSLAN*

ÖZET;

Kuş Cenneti Milli Parkı (KCMP) barındırdığı kuş türleri ve ekosistem işlevleri nedeniyle korunan alanlar kapsamında farklı bir öneme sahiptir. Milli parkta kirliliğin artması ve buna bağlı olarak da çeşitli sorunların yaşanması çeşitli çevrelerce sorumlu kişi/grup arayışını da beraberinde getirmiştir. Birçok kişi ise kirliliğin önemli oranda sahadaki sanayi tesislerinden kaynaklandığını savunmuş ve çevreye gereken önemi vermedikleri gerekçesiyle bölgedeki sanayicileri sürekli olarak suçlamıştır. Bu çalışma sanayicilerin kendilerine yöneltilen suçlamalar ve KCMP ile ilgili görüşlerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma kapsamında; bölgedeki sanayicilerin doğa koruma programlarını nasıl algıladıkları, kendilerine yöneltilen suçlamalara hangi cevapları verdikleri, mili parkı korumak için uygulanan programları sanayicilere ne gibi etkilerinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırmada saha çalışması temel metodoloji olarak kullanılmış ve alanda bir yılı aşkın süre ile değişik zamanlarda incelemelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda sanayicilerle ve sanayileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarıyla açık uçlu sorular kullanılarak görüşmeler yapılmış ve elde edilen bulgular mevcut literatür ışığında değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde sanayicilerin çevre duyarlılıkları olmasına rağmen bir dizi etken dolayısıyla çevresel yatırımlarda isteksiz davrandıkları tespit edilmiştir. KCMP’nin kirlenmesine neden olan diğer faktörleri bir kenara bırakarak sanayicileri suçlu ilan etmek doğru bir yaklaşım değildir. Ancak sanayicilerin de bu bakış açısından hareketle kirletici unsur olarak kendi dışındaki sektörleri, kurumları, idari ve sosyal süreçleri sorumlu tutmaları ve dikkatleri onların üzerine çekmelerinin haklılık payı yoktur. Sanayicilerin kendilerini de sorunun bir parçası olarak görmesi daha sürdürülebilir bir gelişme için anahtar olabilir.

Anahtar Kelimeler; Bandırma, Kuş Cenneti, Milli Park, doğa koruma, sanayileşme.
*Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü

17 Ekim 2018 Çarşamba

17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden


BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU
SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ

17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden

GÖNEN DELTASI SULAK ALANINDA (BALIKESİR) DOĞA KORUMA: KÜLTÜREL VE POLİTİK EKOLOJİK PERSPEKTİF

Yılmaz ARI*

ÖZET

           Sulak alanlar yeryüzündeki en önemli ekosistemlerinden birisidir. Bu önem, bu alanların hem doğa için fonksiyonlarından hem de insanlar için faydalarından kaynaklanır. Sulak alanlar doğa için olduğu gibi, günlük hayatında bu alanları kullanan insan grupları için de korunmalıdır. Özellikle 1950’lerden sonra bu yönde başlayan uluslar arası çabalar bu alanların korunması ve akıllı kullanımı için bir dizi önemli uluslar arası anlaşmaların imzalanması ile sonuçlanmıştır. Bu anlaşmalara bağlı olarak her ülke kendi sınırları içerisindeki sulak alanları uluslar arası, ulusal ya da bölgesel önemi haiz sulak alanlar olarak sınıflandırmakta ve korunması için gerekli tedbirleri almaktadır. Balıkesir ili sınırları içerisinde ulusal öneme sahip sulak alanlardan birisi de Gönen Deltası Sulak Alanıdır. Gönen Deltası Sulak Alanı gibi alanlar genellikle uzun yıllardır yerel halk tarafından kullanılıyor olmasına rağmen neoliberal ekonomi politikaları ve Batı merkezli doğa koruma pratiğinin yaygınlaşması nedeniyle daha farklı ilgi gruplarının dikkatini çekmekte ve bu ilgi grupları alanın yönetiminde söz sahibi olmak istemektedir. Politik ekoloji farklı ilgi grupları ve aktörler arasında bu küçük alanlar üzerinde ortaya çıkan güç çatışmalarının doğasını anlamamıza yardım eder. Bu kapsamda çalışmsa şu soruları cevaplamaktadır; doğa koruma faaliyetleri yerel yaşam biçimlerini ve geleneklerini nasıl değiştirmektedir? Yerel halk alanın korunması faaliyetlerini nasıl algılamaktadır? Alandaki yerel kaynak kullanma stratejileri modern doğa koruma yaklaşımlarına alternatif oluşturabilir mi? Doğa koruma ile ilgili paydaşlar arasındaki güç çatışmaları nelerdir ve konudaki çıkar çatışmaları nasıl giderilmekte/giderilememektedir? Bu kapsamda sulak alan sınırları içerisindeki yerleşmelerden Misakça, Ulukır ve Çifteçeşmeler yerleşmelerinde yerel halk ile etnografik metot kullanılarak yüz yüze ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Çalışmada kullanılan birincil veriler bu görevlerden elde edilmiştir. Çalışma sonuçları, doğa korumacıların yerel halkın ilgi ve ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde tespit etmediğini göstermektedir. Bu durum alanla ilgili problematik bir yönetim planı yapılmasının temel nedenidir. Alanın akıllı kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi için planlamada yerel aktörlerin rolü güçlendirilmeli ve kalıcı hale getirilmelidir.
Anahtar Kelimeler; Gönen Deltası Sulak Alanı, sulak alanlar, kültürel ve politik ekoloji, doğa koruma.
*Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Coğrafya bölümü

10 Ekim 2018 Çarşamba



İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi kitabının Abdullah YILMAZca günümüz diline kazandırılmış bölümüdür.

PEMANİNUS= ESKİ MANYAS
Şimdiki Eski Manyas Köyü bunun yerini tutar. Eski kale harabesi Maltepe adı verilen bir tepe üzerindedir. Eski kasaba ve civarına  (Pemaninum) adı verilmişti. Pemaninus askeri bölgeydi. Burada Apollon yoluyla aynı zamanda otlak olan (İskolab) yolu vardı. Hatip (Aristid) Pemaninustaki İskolab tapınağını şehrin en önemli binası olarak anmıştır. Burası bir zamanlar (Episkopos) Hristiyanların merkezi olmuştur. Pemaninus’ta hem Roma ve hem Bizans devrine ait enkaz ve yazıt parçalarına rastlanır. Manyas Çayının eski ismi (Tarsus)tur. Eski Manyas’ta 756 numara ile müzede saklı adak levha bulunmuştur. Bu levha Milattan Önce birinci yüzyıla ait olup Apollon (Karateatus)a sunulmuştur. Levha on yedinci salondadır.