17 Nisan 2019 Çarşamba

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi kitabının sadeleştirilmiş bölümünü yayınlıyoruz


                                   MiZYALILAR

Mizyalılar beyaz ırkın Aryan kısmına ait olan (Plasiç) bölümündendir. Plajlar asıl vatanları olan (Belh) ve (Herat) taraflarında bulunurken Arilerden ayrılarak ilk göçmenler kafilesini meydana getirme ile Kafkas yoluyla Avrupa kıtasına geçmişler ve oradan kabile kabile Trakya, Makedonya, İllirya(İllyria) ve Teselya kıtalarına doğru yayılmaya başlamışlardı. 10
Plajların ziraat, madencilik ve mimarlık sanatında oldukça ilerlemişlikleri vardı. Bunlar şehirlerine (Larisa) ismini verirlerdi; kasabalarının etrafına büyük taşlarla surlar yaparlar ve bataklıkları kurutarak araziyi ekime uygun bir hale getirmesini biliyorlardı.
Plaj kısmından olan ve şimdiki Bulgaristan’ın batısına ve Kosova civarına doğru yerleşen Mizyalıların bir kısmı Hicretten yaklaşık  (2600) sene önce 11(MÖ 1980)(Bitini, Birik, Dardani(Dardania), Meon) milletleri ile Trakya’dan Küçük Asya’ya geçerek (Propontid) ve  (Ege) denizlerini yani Marmara ve Adalar denizi kıyılarına yerleştiler
Miziler, Küçük Asya’ya geçtikten sonra sınırlarını genişleterek (Setrimon) denilen Bitinyalıları yenerek bu kıtaya hâkim oldular. Sonra Bitinyalılar ile Firijyalılar saldırgan bir millet olan Mizyalıları yenerek onların saldırılarına son verdiler ve Mizya Kıtasını küçülttüler.
Mizyalılar Trakyalılar ile de aynı ırktandılar. Strabon 12bunu kanıtlamak için Karadeniz Boğazına önceden (Mizyen Bosforu, Mysian Bosphorus)denildiğini kaydediyor.
Mizyanın asıl yerli halkı hakkında bilgimiz yoktur.13 Mizyalılar kendilerini yerli halktan sayarlardı.14Fakat bunların dil, görenek yönüyle Trakya ve Makedonya’daki Plajlara benzerlikleri vardır. Mizyalıların Küçük Asya’ya geçtikten sonra burada yaşayan kavimler ile karıştıklarına şüphe yoktur.
Mizyalılar civarlarındaki kavimler ile güzel ilişkilerde bulundular. Bunlar Lidya ve Karyalılar(Carialılar) ile15 sözleşme yapmışlardı. Aynı soydan olan bu kavimler bir dil ile konuşuyorlardı. Mizya, Lidya ve Karyalılar sözleşme nişanesi olmak üzere (Milet) yakınlarında (Jüpiter Karyen, Carian Jupiter) tapınağını ortaklaşa ziyaret ederlerdi.16
Mizyalılar serbest yaşamayı sevdiklerinden dört duvar arasında bulunmaktan sıkılırlardı. Buna göre şehirler de tesis etmişlerdi.
Mizyalıların elbiseleri tilki derisinden bir külah ile (Zeiyra) denilen bir çeşit üstlükle örtülmüş yelek ve ayaklarında geyik derisinden çizme, ellerinde kısa bir süngü ile bir de mızrak ve savunma aleti olarak ufak bir kalkan olduğunu Tarihçilerin Babası Heredot yazıyor.
Plasıçlar, doğal güçleri cisimlendirerek onlara taptıklarından aynı kısımdan olan Mizyalılar gibi cin peri ve doğal güçlerin resmedilmiş şekillerine ibadet ederlerdi. En büyük tanrıları (Jüpiter=Zeus)idi. Bu esastan başka, ikinci, üçüncü derecede tanrıları vardır.
Eski zamanlarda Mizya kıtası haralarıyla meşhurdu. Meralarında pek çok (Diyomed, Diomedes) kısrakları beslenirdi. Meşhur Homer İlyada’sında Mizya’nın meralarını çok över. Eski (Akiraus) yani Balıkesir’de Roma İmparatoru meşhur (Adriyan)ın çiftliği vardı. Sonraları buraya (Adriyanutere) denilmişti. Bir zaman Mizya Kıtasına dâhil olan ve sonra Lidya şehirlerinden sayılan (Tiratira=Akhisar, Thyateira) beldesinin eski ismi (Uhapepa, Euhippe) olup manası iyi at yetiştiren demekti. Meşhur (Zelea=Sarıköy) Ovasının hayvanları meşhurdu.

10-(Plaj) yahut (Plasec)in eski, ihtiyar demek olduğunu ve bundan amacında Yunanlılardan önce Yunanistan’da oturan kavimlerin anlatılmak istendiğini Kamus-ul Alam da yazıyor.
11- Miziyenlerin çoğunluğu Trakya’da kalarak Roma İmparatorluğu zamanında ehemmiyetli bir kavim olarak tanındı.
12-Amasyalı olup, Coğrafya ve seyahatnamesiyle tanınır.
13-Küçük Asya’nın en eski sakinlerinin (Semitik, Semitic ) cinsinden olduğu zan ediliyor. Bu ilk kavme az zaman sonra kuzey tarafından (Sitik) halkı karıştı ki bunların arasına (Makron) (Şalib) (Dari) Tirabetler, Maryandalılar ve diğerleri ile Finikeliler, Pisidyalılar, Suriyeliler karıştılar. (Küçük Asya Tarihi Lobas215)
14-Homer, Küçük Asya’nın en eski kavimleri olarak Plasıcler, Paflagonyalılar(Paphlagoniia), Halizonlar, Mizyalılar, Meonlar yani Lidyalılar, Karyalılar ve Lisyalıları sayıyor.
15-Heredot(Heredotus); Mysia, Lidya, Karyalıların (Mizus) (Lidus) (Kares) isimlerinde üç kardeşten şubelere ayrıldığını yazmak suretiyle bir kökene döndürüyor.
16-Milet; Büyük Meandır yani Menderes Nehrinin yakınında kurulmuş bilinen beldelerdendi.


10 Nisan 2019 Çarşamba

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU, SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden




CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BANDIRMA İLÇESİNİN SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ


Dr. Öğr. Üyesi Uğur Bülent KAYTANCI*
Dr. Öğr. Üyesi Tahir ÖĞÜT*

ÖZET;

İktisadi gelişmede şehirlerin olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir. Anılan etkilerin ortaya konulmasında başvurulan en önemli yöntemlerden biri de şehrin sosyo-ekonomik özellikleri üzerine araştırma yapılmasıdır. Böyle bir çalışma yapmak gayesiyle, bu çalışmada, ülkemizin Marmara bölgesinde bulunan, Balıkesir vilayetine bağlı Bandırma ilçesi seçilmiştir.
Tarih boyunca iktisadi açıdan zengin özelliklere sahip olan Bandırma kenti, Cumhuriyet döneminde de bu özelliğini korumuştur. Cumhuriyetin ilk yılları itibariyle önemli bir liman kenti, sanayi merkezi ve zengin bir tarım şehri olan Bandırma’nın ekonomik ve sosyal yapısının araştırılması kalkınma çabasındaki yerlere ve toplumlara ışık tutacaktır. Bu doğrultuda, çalışmamızda Bandırma’nın cumhuriyetin ilk yıllarındaki demografik, ekonomik(sanayi, ticaret ile tarım ve hayvancılık),mali ve sosyal yapısı veriler aracılığıyla ortaya konulmaktadır.
Çalışma, Bandırma’nın Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ekonomik ve sosyal yapı özellikleri hakkında kantitatif veriler ortaya koymak ve bu verilerin sınırları içerisinde kalarak bazı değerlendirmeler yapmak amacı gütmektedir. Çalışmanın temel kaynaklarını ; “Türkiye Cumhuriyeti Başvekaleti İstatistik Umum Müdürlüğü 28 Teşşrinievel 1927Umumi Nüfus Tahriri, Fasikül 1”T. C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Sanayi Sayımı 1927”T. C.Başbakanlık Devlet İstatistik enstitüsü Tarım Sayımı 1927” ve “T. C. Maarif Vekaleti 1926-1927 İstatistik Yıllığı Cilt;4”  teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler; Bandırma, Ekonomik ve Sosyal Yapı, Kalkınma

*Harran Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü.


12 Mart 2019 Salı

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi kitabının Abdullah Yılmazca sadeleştirilmiş bölümlerini yayınlıyoruz




MİZYA KITASI


1


Bu günkü Karesi vilayeti tamamen Küçük Asya’(Asya Minor)nın Mizi ismi verilen kısmında idi. Zaman zaman büyüyüp küçülen ve esaslı bir çerçevesi olmayan Mizya’nın hududunu şöyle kaydedebiliriz.
Mizya kıtası, Küçük Asya’nın kuzey batısında bulunup, kuzeyden (Propontid=Marmara Denizi) batıdan(Hellespon=Çanakkale Boğazı) ve (Ege=Adalar Denizi)güneyden (Lidya, Lydia=Saruhan Sancağı)doğuda (Rindaküs, Ryndakus=Adernaz) Çayı ile sınırlandırılmıştır. Bu sınır yukarıda arz ettiğimiz gibi kesin değildir. Mizya bölgesi bazen Lidya, Biga ve kısmen(Bitinya,Bithynia=Hüdavendigar Vilayeti)ni işgal etmiş ve bazen  Bitinyalılar ile Frijyalıların (Phrigya) sayısız akınları ile daha dar bir sınır içine girerek doğuda Rindaküs ve batıdan (Ezopos,Aesepus =Gönen Çayı) çayları arasında kalmıştır. Eskiden beri Mizya kıtası iki kısma ayrılmıştır.
(Olimp, Olympene=Keşiş Dağı)dan itibaren ve Marmara Denizi sahilini takiben Çanakkale Boğazına kadar olan kısmına (Küçük Mysia) veya (Mizya Hellespontik, Mysia Hellespontus) ve kalan kısmına da Büyük Mysia denilirdi. Küçük Mizya bir zamanlar Frijya kısmına dâhil olmuş ve (Küçük Friji, Phrygia Minor) kısmını teşkil etmişti ki bu tabir sonraları umumi bir şekil almıştır.
Küçük Mizya’nın tanınan bilinen beldeleri şunlardır.
(Sizik, Cyzicus= Balkız)1(Lampisak, Lampsacus=Lâpseki)(Perkot, Percode=Burgaz)2(Abidus, Abydus=Nara Biruni civarında)(Milotopolis, Miletopolis=Mihaliç)(Apoloni, Apollonia)3(Priyapos, Priapus=Kara Biga kuzeyi)(Pemaninos, Poemanenum=Eski Manyas)(Artemea, Artemis=Gönen)(Zeleya, Zeleia=Sarıköy)(Artas, Artace =Artak=Erdek)(Panurmus, Panormus=Bandırma)
Büyük Mizya’da sayılan başlıca şehirler de bunlardır;
(Pergam=Bergama, Pergamum)(Adramityum=Edremit, Adramityum)(Arjiza=Balya Pazarköy)(Asos=Behramkale, Assus)(Truvad=Troas)Eski İstanbul civarında(Antandros)4(Gargar, Gorgara)5 Bayramiç civarında(Eskamender,Scamender=Menderes) nehri kenarında (Sepsis, Scepsis) (Blodos=Balat=Dursunbey) (Adriyanutere =Balıkesri)dir.6Mysia sınırı bu günkü Karesi vilayeti dışında bir takım araziyi yani Çanakkale, Bergama ve Hüdavendigar’ın bir kısmını içine alıyordu. Tarihçemi yalnız vilayet dâhiline sınırladığımdan dışarıda kalan kısımlar hakkında açıklama yapmayarak sırası gelince anıp geçeceğim.
Mizya kıtası eskiden beri beş kısmı içine alıyordu;
1-    Yunanistan’dan gelen Eoli (Aiolis)muhacir ahalilerine ait kıyılar bölgesi
2-    Truvad yani Çanakkale ve çevresi bölgesi.
3-    Antik Yunan göçmenleriyle içinde oturan Mizi Hellespontik veya Küçük Mysia bölgesi.
4-    (Abreten ) yani içeride Kirmasti ve çevresi. Bir aralık Balıkesir bu bölgeye dâhildi.
5-    Dolyon(Dolones) ve Sizik bölgeleri.9
NOTLAR
1-Kapıdağ yarım adası içeriğinde bilinen şehir, Belkıs Harabesi.
2-Perkot, Lâpseki ile Naraburnu arasında şu an Burgaz denilen yerde idi.
3-Abolyont (Artynia) gölündeki ada üzerinde olup (Diyana) ve (Apollon) tapınaklarına ait bazı eserler görülür. Antik Eski zamanların en bilinen şehirlerindendi.
4-Edremit Körfezinin kuzey kıyısında Yukarı Avcılar köyü civarında
5-Edremit Körfezinin kuzey kıyısında Nusretli Burnu civarında
6-Balıkesir’in eski ismi (Akirus) veya (Akiraos)dur.Mesalik el Ebsar) bundan hata olarak burayı (Memleket-i Akira) diye anıyor.
7-Hicretten (1700) sene önce Mora yarım adasında (Dori)lerin yenilmiş olan (Peloponos) kıtasında halkın çoğunun bir tarafa dağıldığından bunlardan bir kısmı (Agamemnon) sülalesinden (Klavun) ve (Malavas)in yoldaşlığıyla Truva ve Hellespont kıyılarına gelerek Gedüs çayına ilgili olan kıyıya yayılmışlardır. Ki (Ahai) takımından olan bu göçmenlere (Eolya, Aiolya) kıtasından geldikleri için (Eolid, Aiolis) denirdi. (Lespos=Midilli) ve Edremit kıyısı güneye doğru bunlarla yerleşmiştir.
8-Bunlar (İyonyan) denilen Antik Yunan kavimlerindendiler. Marmara kıyısında sömürgeleri vardı.
9-Dolyon; (Ezepos=Gönen çayı) ve (Masistos=Simav Çayı) nehirleri arasındaki Marmara kıyısından içeri doğru Manyas gölünün güneyine kadar devam eden araziye eskiden (Dolyon) ismini vermişlerdir ki Küçük Mizya ve yahut Küçük Frijya kısmına dâhildi. Dolyon kısmına dahil olan (Sizik) yerleşmesi hakkında yerine ait detaylar vardır.


27 Şubat 2019 Çarşamba

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden




OSMANLI VİLAYET SALNAMELERİNDE BANDIRMA VE OSMANLI ARŞİV BELGELERİNDE BANDIRMA’YA YAPILAN GÖÇLER


Durmuş BAVLI*

ÖZET;


Bandırma tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehirdir. Türkler Anadolu’ya ve Bandırma çevresine sahip olmadan önceki yıllarda bu bölgede Frigler, Mysialılar, Persler ve Büyük İskender hüküm sürmüştür. Daha sonraki yıllar da bölge Doğu Roma İmparatorluğu’nun etkisi altında kalmıştır. Türklerin Anadolu’ya göçü ile birlikte bu bölgede zamanla fethedilmiştir. Bandırma 13. Yüzyılda Karesioğulları beyliğinin hâkimiyeti altına girmiş ve yine bu yüzyılın ortalarında Orhan Bey döneminde Osmanlı yönetimine geçmiştir.  Bandırma Osmanlı’nın son dönemine kadar köy, nahiye, kasaba statüsünde yer almıştır. Fakat İmparatorluğun son devrelerinde yaşanan yıkıcı savaşlar sonucunda Anadolu’ya yoğun göçler yaşanmıştır. Bu göç merkezlerinden biri de Hüdavendigar Vilayeti sınırları içerisinde yer alan Bandırma’dır. Bu göçler ile birlikte Bandırma sadece nüfus olarak değil ekonomi, ticaret yönünden de büyümüştür. Biz de bu çalışmamızda Hüdavendigar sınırları içerisinde yer alan Bandırma’nın Vilayet salnamelerinde verilen nüfusu, yönetici kadrosu gibi belgelere ulaşmaya çalışacağız. Aynı zamanda arşiv belgeleri üzerinden bölgeye yapılan göçleri incelemeye çalışacağız.


Anahtar Kelimeler; Bandırma, göç, tarih, salname

*Karabük Üniversitesi


21 Şubat 2019 Perşembe

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi kitabının Abdullah Yılmazca sadeleştirilmiş bölümlerini yayınlıyoruz.



                KARESİ VİLAYETİ TARİHÇESİ

İstanbul-1343(1925)Hakkı İsmail,Hüsnü Tabiat Mat. 143sayfa
Muharriri; Karesi fahri hemşerisi ve Maarif müdürü İsmail Hakkı.
İlk tabı: birinci bin: 1343(1925)Hüsnü Tabiat Matbaası İstanbul 1341

KARESİNİN ARAŞTIRMACI GENÇLERİNE
                Memleketinizde bulunduğum iki buçuk sene zarfında size bu tarihçe ile dört eser yazdım; bu eserler; Karesinin  mühim irfan müessesesiyle bilinen ve kişiler tarihine ait bilinmesi lazım olan malumatı vererek bir dereceye kadar ihtiyacınızı tatmin eder, fakat asla kâfi değildir ve noksandır.
                Karesi tarihçesini de diğer eserlerim gibi pek sevdiğim resmi vazifem arasında, istirahat zamanlarında topladım. Eser, daha büyük ve çok daha mükemmel olurdu. Bunun için İstanbul kütüphanelerinde araştırmada bulunmak ve bize dair Avrupa’da basılmış tarihlerden istifade etmek lazım gelirdi, daha kısası çok uzun süren çalışmaya ihtiyaç var fakat vazifem tabi ki buna engeldi. Ben eserde gösterdiğim alıntılardan faydalanarak size bir temel hazırlamış oluyorum. Ciddi araştırma yapmak ve incelemede bulunmak size aittir.
                Bu naçiz eserimi; bize Darü’l-Fünun sıralarında Güzel Sanatlar Tarihi hakkında araştırmayı tavsiye eden ve bana gerekli yardımda bulunan muhterem üstadım Maarif Vekili Hamdullah Suphi beyefendiye ithaf ile bir dereceye kadar şükran borcumu ödüyorum.
       22Mayıs1925 İsmail Hakkı.

MİZYA TARİHİNE AİT MALUMATI TOPLARKEN MÜRACAAT ETTİĞİM ESERLER
              
  Küçük Asya=Şarl Teksiye’nin (Charles Texier)in tercüme edilen nüshası, Küçük Asya=Loba’nın, Bursa Salnamesi=324 senesi, Hammer Tarihi=Mütercim nüshası Ata beyin, Kamus’ul A’lam=Şemsettin Sami Bey, Larousse Ansiklopedi, Tarih-i Kadim Atlasları, Tarih-i Umumi=Ahmet Refik Bey, Coğrafya-yı Kadim Lügatı=Sina Beyan Efendi, Çanakkale Boğazı=Ali Rıza Seyfi Bey, Jeografi Üniversal=Malt Braun, Türk Asyası=Vital Kinet, Küçük Asya=George Parrot, İlyada=Fransızca tercümesinden.

TÜRKLER TARİHİ BÖLÜMÜNÜ YAZARKEN FAYDALANDIĞIM ESERLER
                İbn Batuta=Şerif Paşanın tercüme ettiği kısımdan, Türklerin Tarih-i Umumisi= Dökini Cahit Bey tercümesinden, Mesalik ül-Ebsar, Cami üd-Düvel, Encümenin Osmanlı Tarihi, HammerTarihi, Esfar-ı Bahriye-yi Osmaniye, Aşıkpaşazade Tarihi, Neşri Tarihi, Cenabi Tarihi, Heşt Beheşt, Tac’ut-Tevarih, Hayrullah Efendi Tarihi, Tarih Encümeni Mecmuaları, Kamus ul-Alam, Meşahir-i İslam, Gülşen-i Maarif, Keyfiyet-i Zuhur-u Ali Osman, Mahkeme-i Şer’iyye Sicilleri


6 Şubat 2019 Çarşamba

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden



YAMAN KORAY’IN ROMANLARINDA ERDEK VE ÇEVRESİ

                                                                                Tevfik SÜTÇÜ*
ÖZET

Yaman Koray, Türk Edebiyatında başta roman türü olmak üzere yayınladığı bütün eserlerde Türkçeyi güzel kullanan, hayatında ve eserlerinde denize tutkusu ile dikkat çeken; ancak çok okunmasına rağmen ne yazık ki eserleri üzerinde hak ettiği kadar durulmamış olan yakın dönem yazarlarımızdandır.
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının tanınmış ve üretken romancılarından Mebrure Alevok’un oğlu olan Koray, Saint-Joseph Fransız Lisesi’ni birincilikle bitirmiş;1954 sonrasında babası ile annesinin ayrılmaları üzerine Erdek’e yerleşmiş ve Alevok Motel’i kurarak işleten annesi ile birlikte 1989 yılına kadar Erdek’te yaşamıştır.
Türkçenin ve Türk edebiyatının zenginleşmesinde büyük katkısı olan Koray’ın1954 sonrasındaki30 yıldan fazla süren Erdek hayatının etkisinde, Erdek, Hayırsız Adası, Ekinlik Adası, Fener Adası, Kapıdağ, Marmara Adası ve bölgenin gözlemlerine dayanarak yazılmış olan eserleri “Deniz Ağacı”(1962) “Gelin Taşı”(1963), “Sığırcıklar”(1967), “Mola”(1970)adını taşıyan romanlarıdır. Erdek ve Kapıdağ ile Marmara Adası köylülerini, balıkçılarını konu olarak işleyen bu romanların dışında; yazarın “Badanalı Yüzler”(1983)”Ne Cennet Şey Şu Deniz”(2005), “Kuyudaki Adam”(2005), “Bir Ömür Yetmez”(2006) isimli kitapları ise doğrudan doğruya Erdek ile ilgili olmasa da, Erdek ve çevresinde öğrendiklerine, yaşadıklarına ve gözlediklerine göndermelerde bulunan eserlerindendir.
Türkiye’nin en eski dalgıçlarından biri olan Koray’ın özellikle “Deniz Ağacı” ve “Gelin Taşı” romanları, Erdek ve Kapıdağ yarımadası ile Marmara köyleri çevresindeki balıkçıların, denizcilerin ve bu çevrede yaşayan insanların zorlu hayat koşullarını göstermek bakımından önemlidir. Bu romanlar, yazıldıkları dönemin zorlu hayat koşullarına, bölgenin tarihi yerlerine, maddi kültür varlıklarına, tabiatına, denizine ve balıkçılığına ayna tutarken, yazıldıkları dönemde yaşayan bölge insanının birbirleri ile olan sosyal ilişkilerini, yaşanan fiziksel ve maddi zorlukları, sosyal hayatı ve bu hayata yansıyan siyasi atmosferi ortaya koyması bakımından da değerlidir.
Yaman Koray’ın dalgıçlık ve denizcilik konusundaki geniş bilgisi, yazar olarak çok iyi bir gözlemci oluşu, bölgeyi ve bu bölge insanını gerçekçi bir gözle tanımamıza fırsat verirken, yazarın bu romanları sayesinde, bölgenin ziraatını, endemik bitki örtüsünü, balıklarını, balıkçılığını, Erdek bölgesinde turizm alanında meydana gelen değişme ve gelişmeleri izlememiz de mümkün olmaktadır.
Bu araştırmamızda Koray’ın bütün eserlerini analiz ederek, öncelikle “Deniz Ağacı” “Gelin Taşı””Sığırcıklar” ve “Mola” romanlarında Erdek ve Kapıdağ çevresi coğrafyasının, tabiatının, denizinin; eserlerin yazıldığı dönemdeki sosyal ve siyasi hayatın ne biçimde yaşandığını incelerken, yazarın diğer eserlerinde Erdek çevresine ve insanına nasıl göndermelerde bulunduğunu da dikkatlere sunacağız.

Anahtar Kelimeler; Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı, Yaman Koray, Erdek, Kapıdağ, Deniz ve Balıkçılık.
*  Tekirdağ Namık Kemal Üniv. Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

8 Ocak 2019 Salı

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden


SALİM NİZAM’IN HİKÂYELERİNDE GÖNEN VE ÇEVRESİ
                                                                                              *Bayram YILDIZ

ÖZET
“Ben Gönen’de doğdum.” Cümlesi, Gönen denilince veya yazarının yani Ömer Seyfettin’in adı geçince ilk akla gelen cümledir. Kaplıcası, Dağ Ilıcası, Oya Pazarı gibi tanınmış başka özellikleri olmasına rağmen Gönen’in tanınmasında bunlardan hiçbiri Ömer Seyfettin’in And hikâyesinin bu ilk cümlesi kadar etkili ve sürekli olmamıştır. Bu durum yazar ve şairlerin yaşadıkları veya yaşamlarının bir dönemini geçirdikleri kentlerle ilişkilerinin köklü, çok boyutlu ve karmaşık olduğunu göstermektedir.
Salim Nizam, 1970 yılında Gönen’de doğmuş; ilk ve orta öğrenimini Gönen’de, yükse öğrenimini ise İzmir’de tamamlamış; öğretmenlik mesleğini Ardahan ve Bartın’ın ardından halen Gönen’de sürdürmekte olan; şiir, hikâye, roman gibi farklı edebi türlerde eserler veren bir yazardır. Edebiyat eleştirmenlerinin hemfikir olduğu konulardan biri, yazarların ilk eserlerine genelde hayatlarının, özellikle de çocukluk dönemlerinin kaynaklık ettiğidir. Bu tespit Salim Nizam’ın yazmış olduğu eserler için de geçerlidir. Salim Nizam’ın özellikle düz yazı eserlerinin çocukluk ile meslek hayatından ve yaşadığı bölgelerden izler taşıdığı görülmektedir.
Salim Nizam’ın şu ana kadar yayımlanmış altı kitabından ikisi –Portakal Kabukları ve Saçlarıma Kına Yak Baba- hikâyelerini topladığı eserleridir. Bu kitaplardaki hikâyelerden bazıları ortakken Köy Saatçisi gibi bu kitaplarda yer almayan hikâyeleri de vardır.  Köy Saatçisi, Köyün Mezar Kazıcısı, Fahri Dilmaç Yoğun Bakım Ünitesi, Gülcemal Hüzün Taşır, Garip isimli hikâyeler başta olmak üzere on yedi hikâyeye Gönen ve çevresi, konu, insan unsuru ve mekân olarak kaynaklık eder. Bu hikâyelerin Gönen merkezden ziyade Aladağ’ın eteklerindeki Sarıköy Ovası’ndaki köylerde geçtiğini, köylülerin yaşam koşullarının, üretim ilişkilerinin ve özellikle mübadele öncesi dönemdeki etnik ve inanç çeşitliliğinden kaynaklanan yaşam biçimlerinin konu edildiğini; yaşam biçimindeki çeşitliliğe paralel olarak farklı insan tiplerinin ve toplumda farklı bir yer edinen ayrıksı kişilerin yer aldığını; coğrafi zenginlikle birlikte cami ve kilisenin aynı hikâyede yer bulabildiğini; hikâyelerin geçtiği zamanlarda henüz modernleşmenin yeterince ulaşmadığı küçük yerleşim yerlerinde çok farklı inançların işlendiğini söylemek mümkündür. Bu çalışmada Salim Nizam’ın Gönen ve çevresini işlediği hikâyeleri, konu, insan unsuru, coğrafi, tarihi ve kültürel unsurlar açısından ayrıntılı şekilde incelenecektir.

Anahtar Kelimeler; Gönen ve çevresi; hikâye; insan unsuru; coğrafi, tarihi ve kültürel unsurlar.
*Balıkesir Üniversitesi, BAUN Necatibey Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü