21 Kasım 2019 Perşembe

GÖNEN ANTİK ÇAĞ TARİHİ


(Derleyen Gürol Demir)
 1. Bölüm

Günümüze ulaşan Gönen ile ilgili bilgi veren Antikçağ yazılı kaynakları: Homeros’unİliada Destanı, Heredotos’unHeredot Tarihi, Strabon’un Antik Anadolu Coğrafyası, Mitoloji Hakkında bilgiler içeren Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü, Bilge Umar’ın Türkiye’deki Tarihsel adlar, isimli araştırma kaynak kitaplarıdır.

DARDANOS: Atlas’ın kızı Elektra ile Zeus’un oğlu DARDANOS, Samontrhake (Semadirek) adasında kardeşi İASON ile birlikte yaşarmış, ( İason, AİSON’un babası. AisonArgonautlar seferinde altın postu Kolhidiya’ya ( Abhazya) giden ekibin şefi)
Dardanos adada yaşarken kardeşi İason ölüyor, bilahare adayı su basınca, bir sal üstünde karşıki kıyıya, yani Anadolu toprağına göçmek zorunda kalmış. Orada kral olan TEUKER, bölgenin en büyük ırmağı Skamandros’aadını veren Skamadros ile en büyük dağı İda’ya adını veren İDALA’nın oğluymuş.
TEUKER kızı BATLEİA’yı Dardanos’a vermiş ve öldükten sonra da tahtını.
Dardanos; kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş. Bugün Çanakkale’nin biraz ötesinde TROIA yolunda Dardanos Tepesi diye bir tepe gösterilir. Dardanos, Teuker ölüp bölgeye kral olduktan sonra bütün bölgeye DARDANOS adı verilmiş. Dardanos böylece Troia kral soyunun atası sayılmış.
Dardanos soyunun gelişmesi İliada’da AİNEİAS’ın ağzından şöyle anlatılır.
(İliada XX.215)
Bulut devşiren Zeus, baba oldu ilkin Dardanos’a
Dardanos kurdu DARDANİE’yi,
Ölümlü insanların büyük kenti yoktu ovada,
Dardanos’lular çok pınarlı İDA’nın eteklerinde otururlardı.
Dardanos’tan ERİKHTONİOS doğdu, kral oldu,
en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların.
On bin kısrağı otlardı çayırlarda,
Erikhtonios’tan TROS doğdu, TROIA’nın kralı.

KARKABOS: Kuzey Yunanistan’da Trakya ve Makedonya bölgelerine hüküm süren Triopas’ın oğlu. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki Karkabos, yurdunu kurtarmak için babasını öldürmek zorunda kalmış, sonra da suçundan arınmak için kral Tros’un yanına sığınmış. Troıa kralları ona toprak vermişler, o da ZELEİA diye bir şehir kurmuş, orada yerleşmiş. Bu nedenle KARKABOS hem ZELEİA’NIN kurucusu, hem de hem de TROIA savaşında Troıa’lılardan yana kahramanca çarpışan PANDORAS’IN atası sayılır.

ZELEİA :  (Strabon XIII kitap S.80)  İda Dağı’nın kuzey yamaçlarında bir zamanlar Amazon’ların
(A mazenı / ay anneleri – adige dilinde) da oturduğu bir kent.                                              2                                                         ZeleiaAisepos’un denize döküldüğü yerden yaklaşık seksen stadia ve Kyzikos’tan 990 stadia uzaklıkta, İda Dağının eteklerine en uca kurulmuştur.  (80 stadia= 6.208 km./ 990 stadia =70.840 km.dir)

Pandaros’a tabi olan ve içinde ZELEİA’nın bulunduğu LYKİA’yı kuzeye doğru ‘’ ikinci orak söyler’’ ve onlar ki ZELEİA’DA İDA Dağının son eteklerinde yaşadılar, zengin insanlar, Aisopos’un karanlık sularından içen TROİA’LILAR diye söz eder.

Strabon (XII-9, S.80) İliada Homeros’tan alıntı yaparak; Ida Dağı eteklerinde Zeleia’da yaşayanlar, Aisopos’un kara sularından içen APHNE’LER, Troia’lılar bunları da Lykaon’un şanlı oğlu PANDORAS tarafından yönetilmektedir.
Bahsedilen coğrafi ölçülere ve Zeleia isminin anlamına da bakıldığında bu yer bu günkü İskender köprüsünün bulunduğu yer ve her iki yakasıdır. Dikkatle incelendiğinde her iki yakada da tarihi kalıntılar vardır. Demek oluyor ki; şehir Karkabos tarafında kurulduğuna göre, ‘’ Büyük İskender’in Karabiga’da yaptığı Granikos savaşında elde etti zafer M.Ö 334 tür.’’  Dokuz yıl süren Troia Savaşı ise M.Ö 1184 -1190 yılları olarak düşünülüyor.  Pandoras, Karkabos’un torunu olduğuna göre Zelia’nın kuruluşunu tahminen Troia savaşından 50 yıl kadar geriye götürürsek, 1250 yılları olar. Demek ki köprü ve şehir, İskender’den 910 yıl öncesinde de var. Roma döneminde, Osmanlı döneminde yenilenmiş olabilir. O dönem çok önemli bir geçit. Trakya yönünden gelenler için veya Anadolu’dan Trakya tarafına geçmek isteyenler için Marmara ve Kuzeybatı Anadolu’ya kestirme ve rahat başka geçit yok.


13 Kasım 2019 Çarşamba

KARESİ SANCAĞINDAKİ ORMANLAR, KARESİ VİLAYETİNE MAHSUS SALNAMEDEN ALINTIDIR



KARESİ SANCAĞINDAKİ ORMANLAR

Balıkesir kazası içindeki ormanların sahası yaklaşık sekiz yüz elli bin dönümdür. En önemlileri Sulariye, Madre, Kelendros, ve Turfal kıtaları olup bunların yanında Gülçal Ormanı da anılmaya değerdir. İşbu ormanlardan Balya ve Fırat nahiyeleri içinde bulunan Solariye ve Gülçal ormanları ak ve kızıl meşe, gürgen ve diğer ağaçları içine alarak üç yüz bin dönüm genişliğinde ve Marmara Denizi sahillerine on on beş saat uzaklıktadır.  Gövdesi değişik çapta çeşitli kereste imaline sağlam ağaçlar var ve yolları her tarafından araba yoluna uygunsa da ihracatı yoktur. Kesim ve imalatı, yurt içinde kullanılmak üzere sınırlandırılmış bulunan ve Balıkesir ve Bandırma kasabalarında satılmakta olunan bina kerestesi ve çift aygıtlarıyla odun kömürden ibarettir.
Solariye Dağının batak ve ılıca tarafında iki uygun su hazarı üretimi olan bina tahtası Balıkesir kasabasına taşınıp ulaştırılır. İvrindi nahiyesinde olan Madere Ormanı ak ve kızıl ve karaçam ve kestane ağaçlarını içermekte olup alanı yaklaşık iki yüz elli bin dönümdür.   İç ihtiyaçlar için kesilmekte ve harcanmakta olunan ağaçlardan başka olarak oralarda var olan birkaç marangozhane üretimi Aydın vilayeti içinde Bergama kasabasına ve Dikili İskelesi yoluyla dışarıya aktarılır. Kestane ağaçlarının elde edildiği yerde olan kasaba halkı tarafından toplanarak öteye beriye ulaştırılıp satılmakla bunlardan özel emirlerle uygun vergisi alınır. Anılan Madere Ormanı içinde on onbeş bin hayvan çobanlığına yetecek güzel havadar bir yaylak olup Kemer ve Emrudabad kaza ve nahiyelerinde oturanlar yaz günlerinde hayvanlarını buraya getirip otlatırlar. Yine anılan nahiyede Musluk Dağı üzerinde iki yüz orman bölgesi daha vardır ki; kapladığı ağaçların cinsi çoğunlukla ak, kara ve kızılçamla biraz da meşeden ibaret olup yolları sarp ve düzensiz bir halde ve sahile on on iki saat uzaklıkta bulunduğundan ihracatı yoktur.
Kepsut nahiyesinde var olan Kelendros ve Turfal Dağı ormanları iki yüz yirmi bin dönümden ibaret olarak çoğunlukla ak, karaçam ve bir az da meşe ağaçlarını kaplar. Kesimi az olup suya dayanıklı odunun imal ve ihraç edildiği yapı tahtasının bir kısmı Hüdavendigar Vilayeti içinde bulunan Kirmasti kasabasına bir kısmı Balıkesir’e aktarılır ve satılır. Bu ormanda da çok güzel bir yaylak olup civarda oturan Yörükler Orman İdaresine ödeme yaptıkları bir bedel karşılığında hayvanlarını yaz mevsiminde burada otlatırlar. İşbu orman sahile on on dört saat uzaklıktadır. Nahiye içinde bulunan Palamut Dağı ormanı otuz bin dönüm olarak Palamut meşesiyle diğer cins meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Palamut elde edilmesi eski usullerle civarında bulunan köy halkı tarafından toplanarak satılır. Sonra İzmir ve Bandırma iskelelerine ulaştırılarak oralardan da dışarı yollanır.
Bandırma kazasında bulunan ormanlar, Sularıyla sıra dağlarının Manyas nahiyesine yakın düşen kesimlik ormanlar olup yaklaşık yüz elli bin dönümdür. Sahile uzaklığı da on on beş saatten ibarettir. Büyük ve küçük meşe ağaçlarını, gürgen ve diğer ağaçlarını kaplamakta olan işbu orman bölgesi işleme ve yakacak için sınırlandırılmıştır. Bandırma’ya gönderilen keresteler de dışarıya gönderilmeyip orada kullanılır ve satılır. Yolları araba ve diğer nakliye araçlarının hareketine uygun ve komşu köylerde bulunan halkı kereste işlemesinde yetenekli oldukları halde ihracatı yoktur.
Gönen kazasında olan Aladağ ve Gürgen ormanlarının alanı altı yüz elli bin dönümdür. Sahile uzaklığı da on beş yirmi saattir. Çeşitli kereste, gemi ve bina kerestesiyle trors ve Foça tahtası imaline uygun gövdesi çok olmak üzere ak kızıl meşe ağaçlarıyla bir miktar çam ağacı ve diğer ağaçlar bulunmaktadır. Bu ormanlardan bir zaman tersane ve Tophane-i Amire için keresteyle Foça tahtası işlenip çıkarılmışsa da tersane ve Tophane-i Amire ihtiyacı keresteler şimdilerde Biga sancağı dağlarından kesilip elde edilmektedir. Bu ormanlara yakın köylerin halkı kereste elde eder ve her çeşit kereste işlenmesinde yeteneklidir. Yolları nakliye araçlarından başka araba yolculuğuna da uygun bulunduğu gibi ormanlar arasından geçerek Marmara Denizine akmakta olan Gönen Nehri aracılığıyla ürünlerin nakli ve ihracı mümkündür.  Ama sermaye sahipleri ve tüccar tarafından ağaçların satın alınması yönüyle ihracatı azdır. İç harcamalara özel olan kesimler çeşitli keresteyle yakacaktan ve suya dayanıklı ahşabın işlendiği tahtalardan ibarettir.


23 Ekim 2019 Çarşamba

KARESİ VİLAYETİNE MAHSUS SALNAME



2.BÖLÜM


Karesi Sancağı içinde birkaç mahalde sağlığa faydalı kaplıca ve ılıcalar vardır. Bu da toprakların volkanik olduğuna delalet eden görünür işaretlerdendir. 
Karesi Vilayeti Karesi ve Biga Sancaklarına bölünmüş olup Karesi Sancağına sonradan katılan kazalar, nahiyelerle beraber Giresun, İvrindi, Fırat, Balat (Balat sonradan vilayet merkezine alınmıştır.) Balya, Kepsut, vilayet merkezi olan Balıkesir, nahiyelerle beraber Marmara İmralı (Emir Ali) Paşalimanı, Kapıdağı, Erdek, nahiyeleriyle beraber Edincik, Manyas, Bandırma, Gönen, nahiyeleriyle beraber Emrutabat, Ünye, Edremit, Ayvalık, Kemer Edremit, Bigadiç ve Sındırgıdır.
Biga sancağının kazaları da; nahiyeleriyle beraber Erenköy, Liva merkezi olan Kala-yı Sultaniye; nahiyeleriyle beraber Bayramiş, Kumkale, Ezinee (Kazdağı Pazar); Ayvacık(Kızılcatuzla), nahiyeleriyle beraber Dimetoka, Çan, Biga, Lâpseki kazalarıdır.


Vilayetin genel nüfusu erkekler, kadınlar, Müslüman, Müslüman olmayan, yerli ve yabancı 397689 olup 280373 adedi Karesi Sancağında 117316 adedi Biga Sancağındadır.

Vilayetin topraklarının zirai kabiliyeti yüksek olup her çeşit hububat yetiştirilir. Endüstri mahsullerinden afyon ve pamuk Balıkesir ve çevresi güneyinde, Keten ile kenevir Manyas ve Gönen yönlerinde kaliteli ekilmektedir.

Önceleri Balıkesir çevresinde kök boya ve alçiçek çok ekilmekteyse de Avrupa’ca değeri azalınca iş bu faydalı ziraat terk edilmiştir. 

Vilayet madenler yönünden çok zengin olup simli kurşun, borasit, simli altın, krom, manganez, bakır, linyit ve demir madenleri varsa da tamamı işletilerek faydalanılmıyor. Bu da filyonların (maden damarları) azlığından çıkarma masraflarının çok para tutmasından ileri gelmektedir. Yalnız Balıkesir’e bağlı Fırat nahiyesinde Sultançayırı adlı yerde olan borasit madeni Mösyö Hanson ve Domazor Kumpanyası tarafından işletilerek tamamen faydalanılıyor. Yine anılan kazaya bağlı Balya Nahiyesinde Kocagümüş adlı simli kurşun madeninde kazı işlemleri devam olunup yıllık çıkarılan bin tonu aşan cevherler Edremit içindeki Akça İskelesi vasıtasıyla Avrupa’ya taşınmaktadır.

Vilayetin genel ormanlarının sahası dört milyon dönümü aşmakta olup bunun iki milyon yedi yüz bin dönümü Karesi Sancağındadır. Fakat Biga Sancağının ormanlarından taşıma için Menderes çayından faydalanıldığından ihracat fazladır.



1 Ekim 2019 Salı

KARESİ VİLAYETİNE MAHSUS SALNAME




Hicri 1305 Miladi 1887 tarihli Karesi Vilayetine Mahsus Salname'nin Abdullah Yılmazca günümüz diline kazandırılmış bölümlerindendir.

Salname; Vilayet Salnameleri Mukaddime bölümünde bahsedildiği gibi ait oldukları vilayetlerin mülkiye, askeriye, ilmiye ve adliye kuruluşlarının resmi coğrafya, iklim, nüfus, ziraat, maden ve yıllık takvim benzeri bilimsel, gayrı resmi bilgileri içeren bir faydalı eserlerdir.

VİLAYET HAKKINDA GENEL BİLGİLER
1.       BÖLÜM

Karesi Vilayeti kuzeyden Marmara, batıdan Çanakkale Boğazı ve Adalar Denizi ile sınırlı ve doğudan Hüdavendigar, güneyden Aydın Vilayetleriyle sınırları birdir.
Vilayet dairesinin eski adı Mysia olup Olimpos (Keşiş) Dağından Karadeniz sahiline ve Bergama yöresine kadar uzamış olarak bütün Marmara Denizi sahillerini ve Lidya (Bugün aydın ve Saruhan çevresi)ne kadar Çanakkale Boğazı dışını kaplıyordu. Mysia’nın eskiden beri bölünmüş olduğu çeşitli sınır içlerinden “Truvada” Antik Çağda gayet meşhur olup Mysia’nın sahil yerlerini içine alarak başkenti İlium (Truva) şehriydi. Truva’nın yeri Yunanlı şair Homeros’un İlyada adlı kasidesindeki tarifleri esas alarak (1873) tarihinde Almanyalı Doktor (Hanri Şalmın)ın yerine getirdiği araştırmalarda Çanakkale Boğazı dışında olan ve şimdi “Pınarbaşı” denilen yer olduğu şüphe kalmayacak surette anlaşılmıştır. Arkasından Medlilerin, Yunanlıların ve Romalıların eline geçti. Bazen de bağımsız idare edildi ve sonraları Doğu Roma İmparatorluğunun yönetimine girdi. İşbu yöre, her yönüyle dünyaya ezici silahıyla titretmekte olan Osmanlı Devletini kurmak kaderini karşılamak üzere yüce dedelerimiz padişah ve halkıyla beraber Anadolu’ya hicret ettiği esnada, Selçukluların idaresi altında bulunuyordu.
(699) Hicri yılında Selçuklu Devleti son bulunca bu yöre dahi Selçuklu Emirlerinden Kara İsa’nın elinde kalmıştı. İşte Karesi sözü bu addan meydana gelmiştir. Fakat çok az zaman sonra buraları diğer komşu yerler gibi Osmanlıya geçti.
Vilayet, toprakların doğal durumu bakımından kısmen Marmara ve kısmen Adalar Denizi eğiminde olmuştur. Yani suları adı geçen yere doğru akmaktadır.
İklimi, karasal ve denizsel olarak bir yönden Hüdavendigar ve diğer yönden Adalar Denizi iklimindedir.  Daha çok yerlerinin kış mevsimleri İstanbul ikliminin kış mevsiminden yumuşak ise de yaz mevsimleri çok sıcaktır. Balıkesir Ovasının kış ve yaz mevsimleri Trabzon ikliminin kış ve yaz mevsimleri gibi olup ortalama sıcaklık 14 ile 17 derece arasında değişir. Balat yöresinde kışın çok kar yağar. Yazları ayvalık ve Edremit sahilleri Afrika kıtasından gelen sıcak ve yakıcı rüzgarların etkisi altında bulunup .ok sıcaktır. Yalnız kuzey batı tarafından esen İmbat (Nim-i batıdan bozulmuştur) rüzgarları havayı serinletir. Hatta ayvalık yöresine kar yağdığı ender olup kışları kuru soğuklar ile geçer. Vilayetin jeolojik oluşumuna gelince; Kapıdağı yarım adasının kuzey sahilleri, Kale-i Sultaniyeden akmakta olan Sarıçay ile Karanlıkdere sularının havzalarıyla Menderes, Tuzla, Koççayı havzalarının büyük kısmı ve Truva (Pınarbaşı yöresi) arazisi Balıkesir kasabasının batı tarafında Karadere ve Kazdağı sularının yüksek kısımlarında bulunur.  Karabel, Balya, Pazarköy, Müstecab, İvrindi, Kocagümüş Maden, Avşar kasabaları çevresi, Balıkesir Ovasının kuzey ve kuzey doğu kıyısındaki yüksek yerler, Bigadiç Ovasının doğu tarafı hep volkanik arazidir. Dağlar çoğunlukla graniti olup ilk ve asıl topraklardandır.  Kömür arazisi yok gibidir.  Tebeşir toprağı oluşumuna nadiren rastlanır. Yalnız Balya bölgesinde Orhanlar kasabasında zengince bir tebeşir madeni bulunmuştur.

13 Eylül 2019 Cuma

BANDIRMA ON YEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış bildiri


                                      MİLLİ MÜCADELEDE GÖNEN

                                               Dr. Öğr. Üyesi Recep ÇELİK*

ÖZET;

Gönen konumu itibariyle milli mücadelenin önemli bir eşik taşı olmuştur. İzmir’in Yunanlılarca işgali sonrası Yunanlıların iç bölgelere de ilerleme ihtimali üzerine Balıkesir’de bölgesel kongreler düzenlenmiş, Gönen de buraya temsilciler göndermiştir.
Gönen’de milli kıpırdanmalar Biga’da olduğu gibi Kazım (Özalp)  Beyin telgraf ve telkinleriyle 10 Eylül 1919’da belediye binasında yapılan toplantı sonunda Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Cemiyete reis olarak Emekli Binbaşı Kazım Bey ve üyeliklere de Gönen’in önde gelen eşrafı ve Müftü Şevket Efendi seçilmişlerdir. Bu gelişmeler üzerine Balıkesir Heyet-i Merkezi Reisi Vehbi Bey Gönen’e gelmiş ve Çarşı Camiinde yaptığı konuşmada halkı teşkilatlanmaya teşvik etmiş ve bunun üzerine bekçi teşkilatı kurularak Gönen’in muhafazası sağlanmaya çalışılmıştır.
Gönen Müftüsü Şevket Efendi ve arkadaşları halkı milli mukavemete teşvik etmişlerdir. Bu çalışmalar İngilizlerin gözünden kaçmamış ve Ahmet Anzavur’u bölgeyi işgale yönlendirmişler ve tahrikler üzerine Gönen Ahmet Anzavur’un işgal ve yağmasına uğramıştır. Bu yağmada ilk hedef Gönen Müftüsü Şevket Efendi seçilmiş ve müftü efendiyi susturma yoluna gitmişler. Şevket Efendi 4Nisan 1920 tarihinde evinden alınarak Gerenler bağına götürülüp şehit edilmiştir.
Bu hadise Gönen’de çok büyük üzüntüye yol açmıştır. Buna rağmen yılmadan çalışan halk milli kuvvetlerin de yardımıyla önce Anzavur’u bölgeden atmıştır. Fakat bunun akabinde yine İngilizlerin yardımıyla bölgeye gelen Yunanlılar’ın hükümet konağına bayrak çekmesi halk tarafından protesto edilmiştir. Yunanlıların zulmünden kaçan halkın yaşadığı sıkıntılar, şehirde kalan halka yaptıkları zulümler ve Yunanlıların Gönen’den çıkarılması bu tebliğde ele alınacaktır.

Anahtar kelimeler; Gönen, Milli Mücadele, Ahmet Anzavur, Yunanlılar, İngilizler, Müftü Şevket Efendi

*Yalova Üniversitesi, İİBF Sosyal Hizmet Bölümü
                     

15 Ağustos 2019 Perşembe

GÖNEN KENT KONSEYİ SEÇİMİNİ YAPTI



GÖNEN KENT KONSEYİ SEÇİMİNİ YAPTI


9 Ağustos 2019 Cuma günü saat 16.30da Ömer Seyfettin Kültür Merkezinde toplanan Gönen Kent Konseyi Başkanını ve Yürütme Kurulu’nu seçti.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasından sonra Divan Kurulu seçildi. Kent Konseyini seçimlere taşıyacak Kurul, seçimi açık oyla gerçekleştirdi.

Belediye Başkanı İbrahim Palaz seçim öncesi yaptığı konuşmada Kent Konseyinin, Belediye ile yapacağı çalışmanın önemini vurguladı.

Başkanlık için tek aday olarak giren Doğan Ceylan, Gönen Kent Konseyi’nin yeni başkanı oldu.

Yürütme Kurulundaysa;
YEŞİM BURCUOĞLU BAYRAK
ÖMER AYDOĞMUŞ
SEVGİ SÜREN
İZZET FUAT ONAR
OKTAY ATICIOĞLU
TANER ŞENOĞLU
KADİR AKBULUT
FERCAN ÖZŞAHİN
MUSTAFA DAĞ
AHMET NACİ GÜVEN
Seçildi.

Başkan ve üyelerimize yeni görevlerinde başarılar dileriz.


27 Temmuz 2019 Cumartesi

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül tarihli yayınlanmış bildiri özetlerinden




BALIKESİR/GÖNEN’DE FAALİYET GÖSTEREN TERMAL TESİSLERİN MEVCUT DURUMU VE BU TESİSLERLE İLGİLİ YENİ YAKLAŞIMLAR


Özlem Aydoğdu ATASOY*

ÖZET

Turizm açısından önemli bir cazibe merkezi olan ülkemizde turizmin hemen hemen her çeşidini yapmak mümkündür. İnsanları seyahat etmeye yönelten nedenlerin başında dinlenmek, eğlenmek, farklı kültürleri tanımak, yeni yerler keşfetmek, din, spor gibi nedenlerin geldiği bilinmektedir. Sağlık da insanların ikamet ettikleri yer dışına çıkmalarına neden olan bir turizm çeşidi olup, son dönemde oldukça rağbet görmektedir.
Dört bir tarafı doğal, tarihi, kültürel ve turistik değerlerle çevrili olan ülkemizde turistlerin hizmetine sunulmuş pek çok konaklama tesisi bulunmaktadır. Bu tesislerin bazıları T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli tesisler olup, bazıları ise bağlı bulundukları belediyeden ruhsat alıp faaliyetlerine devam eden tesislerdir.
Ülkemizde şifalı su kaynakları bakımından zengin olduğu bilinen ilçelerimizden birisi de Balıkesir iline bağlı Gönen ilçesidir. İlçedeki şifalı su kaynaklarının ünü sadece ülkemiz sınırları içerisinde değil, yurtdışında da duyulmuş ve ilçe çok sayıda yabancı turist çeken termal bir turizm merkezi haline gelmiştir.
Gönen’de hem T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli hem belediyenin bizzat kendisinin işlettiği hem de belediyeden ruhsatlı irili ufaklı pek çok konaklama tesisi bulunmaktadır. Konaklama tesislerinin niteliği, Gönen gibi jeotermal açıdan özel bir yeri olan turizm merkezlerinde daha fazla önem arz etmektedir.
Bu çalışmada öncelikle, Gönen’de faaliyet gösteren termal tesislerin mevcut durumları( ulaşım, altyapı, oda sayısı, yatak kapasitesi, personel durumu, odalarda kullanılan malzemeler,sunulan imkanlar ve etkinlikler, tanıtım faaliyetler, vb..)  belirlenecektir. Mevcut durum ortaya konulduktan sonra, bu tesislerin daha iyi duruma gelmesi, tanınması, bilinmesi ve daha kaliteli hizmet sunabilmesi için yapılması gerekenler tespit edilecektir. Bu nedenle, tesisler gezilerek, tesis yetkilileri, çalışanları ve kaplıcaya gelen ziyaretçilerle ayrı ayrı “Yapılandırılmış Görüşme Formu” eşliğinde “Derinlemesine Görüşme Tekniği” kullanılarak yüz yüze görüşülecek ve elde edilen bilgiler ışığında bu tesislerle ilgili yeni yaklaşımlar çalışmamızın son bölümünde detaylı olarak anlatılacaktır.

Anahtar Kelimeler; Kaplıca, Termal Tesis, Termal Turizm, Gönen, Balıkesir

 *Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi